top of page

Yosemite Ulusal Parkı

Yosemite Ulusal Parkı öyle bir yer ki her karış toprağını keşfetmek, günlerce yıldızların altında konaklamak, dağlara sarılmak, ağaçları öpmek istiyorsunuz ve ben biliyordum ki kader bizi bir gün mutlaka bir araya getirecekti. 🌳


3.081 km² yüzölçümüne sahip olan Yosemite Ulusal Parkı, 1 Ekim 1890 yılında Amerika’nın 3. Milli parkı olarak kayıtlara geçiyor. Ziyaretçi akınına ve büyüklüğüne rağmen parkın ne kadar iyi korunduğunu, doğal hayata ne kadar önem verildiğini gördüğünüz zaman, bu kararın aslında doğru uygulandığında çok önemli olduğunu bir kez daha anlıyorsunuz.


%95'inde hala vahşi yaşamın sürdüğü bu bölge, 1984 yılından beri UNESCO Dünya Mirasları listesinde yer alıyor.




Yazıya başlamadan önce ufak bir bilgilendirme: Yosemite Vadisi, Yosemite Ulusal Parkı'nın içerisinde bulunan bir bölge aslında. Yosemite Vadisi toplamda 18 km²'lik bir yüzölçümüne sahip. Aradaki farkı en güzel gösteren haritayı ise hemen yanda görebilirsiniz.



Ben ise bu yazıda daha çok Yosemite Vadisi ve vadinin güneyinde kalan Mariposa Grove’a odaklanmak istiyorum. 😊


 

Yosemite Vadisi


Yosemite Vadisi, tahmin edebileceğiniz üzere Yosemite Ulusal Parkı'nın en çok ziyaret edilen, en güzel noktalarından biri.


Lafı uzatmadan öncelikle ziyaretinizi planlamanız için ihtiyacınız olacak detaylarla başlayalım;

  • Yosemite Vadisi’ne San Francisco’dan yaklaşık 3-4 saatlik bir araba yolculuğu ile ulaşabiliyorsunuz. Tabii farklı noktalardan da ulaşmak mümkün ama California seyahatiniz ile birleştirecekseniz, en optimum nokta burası olabilir.

  • Vadiye giriş ücretli ve zaman zaman özellikle otopark için rezervasyon gerekebiliyor. 2022 yılı için otomobil ile giriş ücreti 35 dolar ve 7 gün geçerli. Otopark için ise rezervasyon gerekebiliyor. Bu nedenle gitmeden önce mutlaka web sitesini kontrol etmekte fayda var.

  • Vadi içerisinde konaklayabiliyorsunuz. Hatta mümkünse mutlaka konaklamalısınız. Kamp alanları ve çeşitli konaklama noktaları bulunuyor. Ancak çok önceden rezervasyon yaptırmalısınız. Biz parkın dışında, Mariposa’da bir moteli tercih ettik ve çok memnun kaldık. Bu seçeneği de değerlendirebilirsiniz.

  • Yosemite Vadisi içerisinde restoran, market, hediyelik eşya gibi ihtiyaçlarınızı bulabileceğiniz alanlar var. O noktada endişeniz olmasın.

  • Vadi içerisinde aracınızla seyahat edebiliyorsunuz ancak her noktaya park edemiyorsunuz. Harita üzerinden bakarak belirli noktalar arası yürümeniz çok daha kolay olabilir. Ana gözlem noktalarında ise aracınızı park edebileceğiniz alanlar mevcut.

Sıra geldi mutlaka ziyaret etmeniz gereken muhteşem güzelliklere!


Tunnel View

Tunnel View, Yosemite’nin en meşhur noktalarını bir arada görebileceğiniz mükemmel bir manzara sunuyor. Ayrıca güzel de bir harita görevi görüyor. :)




Glacier Point & Half Dome

Glacier Point, Yosemite’nin en güzel noktalarından biri. Half Dome’u böylesine heybetli ve böylesine güzel bir açıdan görebileceğiniz başka bir yer daha yok. Bu noktaya araç ile çıkabiliyorsunuz ancak hava koşulları her zaman el vermiyor. Biz gittiğimizde maalesef yangınlar dolayısıyla çıkamamıştık. Bu nedenle sadece aşağıdaki noktadan görebildik.






Bridalveil Fall

Yosemite Vadisi'ne geldiğinizde ilk gördüğünüz şelale, Bridalveil Fall. Karakteristik yapısı ve görünümü sebebiyle ''Gelin Duvağı'' gibi süzülmesinden geliyor ismi. :) Şelalenin dibine kadar gidebildiğiniz bir yürüyüş rotası da mevcut.


Yosemite Falls


Vadinin içerisinden kısa bir yürüyüşle aşağıdaki noktaya varabiliyorsunuz. Bizim gittiğimiz mevsimde maalesef şelale aktif durumda değildi ancak kesinlikle görülmeye değerdi!



El Capitan

Parka girdiğiniz gibi sizi karşılayan bu güzellik, anında nefesinizi kesiyor. Girer girmez böylesine bir manzara ile karşılaşınca, diğer görecekleriniz için daha çok heyecanlanıyorsunuz.




 

Mariposa Grove of Giant Sequoias


Mariposa Grove, Yosemite Ulusal Parkı içerisinde yer alan en büyük Sekoya Korusu diyebiliriz. İlk olarak 1857 yılında keşfediliyor ve dünyadaki en büyük 30 sekoya ağacının 2 tanesi bu koruda yer alıyor. (Grizzly Giant & Wawona Tree)

Sekoya ağaçları öylesine özel ve öylesine güzel ki, bu ağaçları korumak parkın en öncelikli görevlerinden biri.


Mariposa Grove parkın içerisinde yer alsa da Yosemite vadisinin güneyinde yer alıyor. Vadiden araba ile yaklaşık 1 saat sürüyor. Aracınızı park ettikten sonra ücretsiz servislerle ana giriş noktasına ulaşabiliyorsunuz. Bundan sonra içeride dilediğiniz gibi gezebilirsiniz.

Alan içerisinde farklı zorluk ve mesafelerde yürüyüş noktaları var. Big Trees Loop Trail, Grizzly Giant Loop Trail, Guardians Loop Trail, Mariposa Grove Trail olarak ayrılıyorlar.


Görmek istedikleriniz ve zorluk seviyelerine göre seçiminizi yapabilirsiniz. Bu arada yürüyüş parkurları oldukça düzenli ve bakımlı.


Bizim tercihimiz yaklaşık 1.5-2 saat süren Grizzly Giant Loop Trail oldu.




Mutlaka Görülmesi Gereken Noktalar


  • Parktaki en büyük sekoya ağacı olan Grizzly Giant, tahminen ortalama 3.000 yaşında! Dünyadaki ise en büyük 25. ağaç olarak biliniyor. Yanına gittiğinizde nefes kesiyor ve insanlık olarak aslında dünyada ne kadar küçük bir yer kapladığımızı bize tekrar hatırlatıyor.

Not: Bu fotoğrafı çok uzaktan çektim ve aslında fotoğrafın görünmeyen alt bölümünde insanlar da vardı!

  • Parktaki en büyük ikinci ağaç ise Wawona Tree. Wawona Tree, bir zamanlar ortasından yol geçen bir ağaç. 1969 yılında ağaç devriliyor ancak ekosisteme katkısı hala devam ettiği için ziyaret edilebilir durumda. Düştüğünde yaşının ortalama 2.300 civarında olduğu tahmin ediliyor.

  • Fallen Monarch’ın kaç yaşında olduğu ya da ne zaman düştüğü tam olarak bilinmiyor. Tam olarak çürümesine ise daha yüzyıllar var! Aşağıdaki fotoğrafta ise ağacın sadece kök kısmını görebiliyorsunuz. Tüm ağaç görülebilir durumda. Ne kadar muhteşem değil mi?

  • California Tunnel Tree'nin de ortasından yol geçiyor ve hala ayakta. Şu an parkta hala ayakta olan ve ortasından yol geçen tek ağaç olma özelliğine sahip. (1895 yılında bu yol açılıyor. Ulaşım için açıldığı söylense de, park ziyaretçileri için pazarlama amaçlı bir hareket olduğunu söyleyebiliriz.)

  • Bunlar haricinde ziyarete değer yüzlerce ağaç yine burada bulunuyor. Buradaki sekoya ağaçlarının kozalaklarını almak ya da onlara zarar vermek kesinlikle yasak. Çünkü bu kozalaklar toprağa düşüyor ve yeni sekoya ağaçlarına can veriyor. Düşen ağaçların kaldırılmamasının sebebi ise doğal yaşama katkılarının öldükten sonra da devam etmesi. Bu konuda oldukça katı kurallar var.

  • Eğer şanslıysanız bizim gibi yavru bir Grizzly Bear görebilirsiniz. Yavru da olsa insan bir an korkmuyor değil. Ancak her yerde görevliler var. Yani her şey kontrol altında. 😊

  • Son olarak ziyaret detayları ve diğer görülecek güzellikler için web sitesini ziyaret edebilirsiniz.


Bunların haricinde tabii ki Yosemite Ulusal Parkı içerisinde yapılabilecek onlarca aktivite, yürüyüş ve tırmanış rotası, görülecek yer var. Buraya gitmeyi bir şekilde aklının bir köşesinden geçiren herkese tek bir tavsiyem var; mutlaka birkaç gün parkın içinde konaklayın ve doğanın size sunduğu her bir fırsatı sonuna kadar değerlendirin. 💚



Ve John Muir’in de dediği gibi ‘’Going to mountains is going home.’’

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page